“Kâğıdın yoksa kanatın da yoktur” Bu yüzden yazmalısın yoksa yaşadığına nasıl inanacaklar?
Yaşadığına inanmak !!!
Hayat öyle veya böyle devam ediyor; istesek de istemesek de… Bir cümle kuruluyor, bin insan ölüyor, bir bebek doğuyor, hayatlar sigara izmaritleri gibi eziliyor veya sönüyor.
Hepimiz “hayat” denilen o uzun mu uzun (!) merdiveni çıkmaya başlıyoruz bir şekilde, kimimiz yarı yolda tıkanıyor, kimimiz ise üç beş adım fazla ya da az, ne fark eder ki…
Bizler, bu merdivende iğreti denilen bizler “ Ben konuşmayı bilmem lili” diyerek kalemi aldık ve “yepyeni bir resim çizelim kendimize ve tam istediğimiz gibi olsun her şey” dedik.
Yıllarca yere atılanları, çiğnenenleri kaldırıp başucu yapalım dedik. Hayata dair, şiire dair, aşka dair, size dair, umuda dair, telaşemiz içinde unuttuğumuz bir şeye dair…
Vira Bismillah o zaman…
Yeni aşklar, yeni umutlar, yeni devinimler, yeni sokaklar, yeni…
Daha sonra kendi resmimizi çizelim, hücrelerimize kadar ve zayıf yönlerimizi belirleyerek buralara çaput basalım, bir de bu çaputları tenimizin rengine boyamalıyız, düşman bilmemeli ve görmemeli…
Ve öğrenmeliyiz; hangi sokaklara sahip çıkacağımızı, hangi insanlara aşık olacağımızı, hangi insanlarla kavga edeceğimizi…
Şimdi kendimizi donattık ve bir şeyler öğrendik en azından bir şeyler öğrendiğimizi sanmaktayız. Sırada eylem var, fikri safhayı geride bırakarak kuru hareketler yaparak değil veya eylem unsurunu göz ardı ederek ortalığı fikir kirliliğine boğarak da değil.
Eylem ile fikir yoğurarak harekete geçmek lazım.
Bizler de vücudumuzun yanlarından sarkan yüzlerce, binlerce renkleri solmuş çaputlara rağmen geçtik eyleme, işte bu eylemin neticesinde karşınıza “ Hanzala” çıktı. Bir işteki samimiyet, o işe başlamadan önce çekilen Besmele’nin ihlâsında gizlidir. Biz besmelemizi sağlam çektiğimize inanıyoruz, o yüzden bu olayı anlık bir heves olarak yorumlamıyoruz.
“ Gelecek olan var mı arkadaşlar açtığım günlerden ?”
ZİKİR
Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.
Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik.